KHK: Kanun Hükmünde Kahkaha

KHK ile ihraç edilen akademisyen Ulaş Bayraktar'ın hikayesini anlatan belgesel. Mücadelesinden ve kahkahasından vazgeçmeyenlerin filmi."

Projenin Kısa Bir Özeti

 

KANUN HÜKMÜNDE KAHKAHA (KHK)

Neşe bir direnme biçimidir...

Bir imza bir insanın hayatını nasıl değiştirir? Bir insanın bireysel iradesi ile attığı imza, kaç kişinin hayatını etkiler? Kaç profesör, doçent, araştırma görevlisi, kaç anne, kaç baba, kaç çocuk? Peki ya kaç öğrenci?

Hayata yeniden başlamak için ne kadar geriye gitmek gerekir? Okuduğun okullar; liseler, üniversiteler, yüksek lisanlar… Hepsini geride bırakıp yeni bir hayata başlamak mümkün müdür?  

Akademi neresidir? Akademi, dört duvarı olan binalar mı yoksa değerli akademisyenlerin bulundukları yerler mi? Eğitim, öğretim, bilimsel araştırma ve yayınları binalar mı yapar, insanlar mı?  

FİLM EKİBİNDEN   

“KHK” çoğunlukla dramatik bir karakterde çıktı karşımıza… İşsizleştiren, vasıfsızlaştıran, yersizleştiren, yoksullaştıran, nefretle doldurulan! 

Başlayanlar da olmuştu, karanlığa rağmen yeniden başlayanlar... Mesleği son bulan bir akademisyen örneğin. Ceketini çıkarıp asan, saat alarmını ezberlerinin dışına çıkaran, akademinin duvarların arasına hapsedilemeyeceğini, sokağa, yaşamın içine taşınabileceğini gösteren. Başka yerden bakmayı sağlayan…   

Kanun Hükmünde Kahkaha, tam da bu yerin, KHK ile ihraç edildiğinden bu yana hep bu yerin en doğru yer olduğuna inanan Ulaş Bayraktar’ın hikayesinden yola çıkıyor. Bir dramın kudretli kahramanı değil, kara mizah bir hikayenin anti-kahramanı olarak…

NASIL ANLATACAĞIZ?

“Yaşamı ve barışı savunmak kadar mı aslında var olmak?” sorusu belirliyor yörüngemizi Ulaş’ın hikayesine bakarken. Bu sorudan yola çıkarak, Ulaş’ın hayatındaki en büyük mağduriyetlerden sayılabilecek bir durumun yeni bir başlangıca dönüşmesini merkeze alarak yeni Umut Adaları’nın yükselişine tanıklık edeceğiz. Belgeselimiz, Ulaş Bayraktar’ın KHK’lı olması sonrası kurduğu yeni yaşamı tüm yönleriyle kapsayacak bir kronolojiyle kurmaya çalışacak. Yaşanan onca büyük ve sarsıcı duruma rağmen kuvvetle devam eden yaşama tutunma çabasının Ulaş’ın hayatındaki gerçek karşılıklarına bakmaya çalışacağız. Kültürhane’deki her kitabın, objenin ya da süreçlerin sahip olduğu hikayelerle yaşamın nasıl yeniden inşa edildiğini göstermeye çalışacağız. Çekimlerini yerel seçim propagandalarıyla eş zamanlı gerçekleştireceğimiz belgeselimizi, bu süreci kara mizaha kayan bir anlatıyla kurup, tüm absürtlüğü ve gerçekdışılığı ile çerçeveleyerek bir ülke filmine dönüştürmeyi hedefliyoruz. Her şeyin, birçok şeyin ve KHK’lıların ülkesi…

ULAŞ BAYRAKTAR ve KÜLTÜRHANE 

Kendi anlatımıyla: “Bolu-Göynük’te ilkokulu, Mersin’de liseyi, İzmir’de hovardalığı, İstanbul’da üniversiteyi, Paris’te doktorayı bitirdi. Şimdi Mersin’de bir Umut Ada’sında anaokulu ve ilkokulu tekrar bitiriyor.”  

29 Nisan 2017 günü 689 sayılı KHK ile Mersin Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’ndeki görevi sona erdi. Beş yaşındayken orduda yüzbaşı olan babasını bir çatışmada kaybettiği günden bu yana, 40 yıla yakın bir zamandır devam eden çatışmalı sürecin ancak barış sağlanarak çözülebileceğine inandığı için imzacı akademisyenlerden biri oldu. “İhraç”ın hemen ardından kitaplarla, insanlarla ve gençlerle bir arada olmanın yöntemlerini aradı. Kendisi gibi KHK ile kamu görevine son verilen Prof. Dr. Ayşegül Yılgör, Galip Deniz Altınay ve Nalan Turgutlu Bilgin ile Kültürhane’yi inşa ettiler. Bir başlangıç oldu, yepyeni bir sosyal alan. Kendileri gibi imzacı olup görevlerine son verilen diğer akademisyen arkadaşlarının kişisel kütüphanelerini tek kitaplıkta bir araya getirdiler. Her şeyden önemlisi bu mekan kent ve sakinleri için, akademinin özel güvenlikli turnikelerine karşın ulaşılabilir bir alan yarattı. Öğrencilerle tez çalışmalarının devam ettirildiği Kültürhane, kütüphanesindeki 10 binden fazla kitapla, müzik dinletilerinden ekoloji, tarım, gıda sohbetlerine dek birçok kültürel etkinlikle kısa sürede Mersin’in alternatif akademisi konumuna ulaştı. Bu bağlamda Kültürhane, bir kamusal alan olarak akademinin her yerde yaratılabileceğine güçlü bir örnek teşkil ediyor. 

Ulaş çok güzel özetlemişti bu süreci: "Ben kamudan kamuya ihraç edilmek diye tarif ediyorum bu süreci. Kamu yönetimi alanında çalışan bir kamu personeliyken ihraç edildim, ama yine kamunun içindeyim. Hatta 10 yıllık akademik kariyerimde tanımadığım, temas etmediğim hemşehrilerimle Kültürhane'de tanıştım. Burası umudun hala hükmü olduğunun kanıtı, öfkeyle, nefretle değil, inadına umutla bağırmaya çalışan bir mekan." 

LM EKİBİ 

Yapımcı: Zeynep Ünal

Yönetmen: Çiğdem Mazlum & Sertaç Yıldız 

Senarist: Çiğdem Mazlum 

Görüntü Yönetmeni: Arda Yıldıran

Ses: Seçkin Küten 

Kurgu: Semih Yıldız

Müzik: Serdar Keskin

Afiş: Aysu Yumuşak 

DESTEKLERİNİZ

Prodüksiyon ve post-prodüksiyon giderleri için kullanacağımız destekleriniz, ülkede yaşananların tarihe not düşülmesi adına bu belgesele hayat verecek. Ulaş’ın hikayesi yeni tohumlar ekilen koca bir Umut Adası’nın hikayesi aynı zamanda. O tohumları birlikte yeşertmek ümidiyle…

 

DECREE WITH THE POWER OF LAUGHTER 

Joy is an act of resistance

Can signing a petition change your whole life? How many lives may a petition you sign affect? How many professors, associate professors, research assistants, how many mothers, how many fathers, how many kids might it affect? And how about students? Might they also be affected by this very petition you signed?  

How many years does one need to go back to restart his or her life? All the schools one has attended, all that schooling, all these academic pursuits,do they all have to be left behind and forgotten to start over again? Can one really start over and leave all these behind?

What is academia? Is academia simply a building complex or is it a community of academics, scientists that work hard in pursuit of scientific knowledge? Is it the building complexes that produce all this academic knowledge or is it people? 

FROM THE FILM CREW

We have always heard of statutory decrees  and their effects on individuals’ lives as tragic stories. They robbed people of their jobs, their livelihood and honor. Some of the people who were sentenced to civil death have managed to start new lives despite all the darkness surrounding them. One of these people is Ulaş Bayraktar,  a young academic whose academic career ended so soon, an academic  who encourages people to unlearn what they have  learned so far, an academic who believes that academia belongs to the streets and the masses, not to the privileged only. An academic who provides us all with a different perspective. Decree with the Power of Laughter tells the story of this academic, Ulaş Bayraktar. He is not the strong and almighty protaganist of this story, he is actually the anti-hero in it.   

HOW ARE WE GOING TO TELL HIS STORY?

When we were listening to Ulaş’s story, a question popped up in our minds, “Would life have a meaning if we did not resist to the unjustice that surrounds us?” This question has become our main question when we were telling his story. As we tell his story, we try to show how hope emerges even in the darkest of  times. Our documentary  is a life story, the story of Ulaş Bayraktar’s life after the decree that robbed him of his livelihood but could not manage to make him lose his hope and strong belief in peace. We are going to try to show how he firmly holds onto life and onto his hope for a better future and about the story behind Culturehouse . It is going to be the story of how each book, each object and each project in this nongovermental acamedic venue contributed to the rebuilding of life from scratch.  

We as a team believe in the power of joy and black humor and thus we will try to depict the picture of the country we live in through ia humorous lens.  All the absurdities, surreal events that have taken place in this land in the time of decrees will be shown in our film. In the end this is the land of everything, many things, and last but not least this is the land of ‘decrees with the power of laughter’.  

ULAŞ BAYRAKTAR and CULTUREHOUSE

In his own words: “He has completed his elemantary education in Bolu – Göynük, his high school education in Mersin, his self-indulgence studies in Izmir and attended university in Istanbul and had his phD in Paris. Now he is attending kintergarden and elemantary school at an Island of Hope in Mersin”. 

He was discharged from Mersin University, Faculty of Economics and Administrative Sciences  on April 29, 2017 with a statutory decree (Decree Number 689). When he was five years old, he lost his father,  who was a lieutenant, in a battle. Eversince that day, for almost 40 years, he has been thinking that peace is always the only solution for any armed-conflict and thus he was one of the first academics at the university who signed the peace declaration We will not be a Party to this Crime. 

Right after he was discharged, he tried to find a way to be with books and people again. He decided to build the Culturehouse with three other academics who were also discharged from their jobs for the same reason; Prof. Dr. Ayşegül Yılgör Galip Deniz Altınay, and feminist-activist Nalan Turgutlu Bilgin. They brought their personal libraries together and built a new social space for people to come together and share their ideas. For the people living in Mersin, it has become a place where they can enter freely unlike the campuses in the city. These four people created a space where people from different walks of life can come together, read books, write their thesis and study. Culturehouse has become the alternative academy of Mersin with its more than 10 thousand books and many cultural events including musical performances, talks and screenings. Culturhouse is the living example of how academia can be established anywhere. 

Culturehouse in Ulaş’s words:

“I call it being dispelled from public service to work for the public. I was discharged when I was working in the area of public administration but I am still working for the public. Culturehouse helped me meet and contact with my fellow townsmen/women that I have never had the chance to meet and interact with during my 10 – year academic career. This place proves that there is always hope, it screams not in anger and hate but only in hope. 

FILM CREW

Producer: Zeynep Ünal

Director: Çiğdem Mazlum & Sertaç Yıldız 

Script: Çiğdem Mazlum 

Director of Photography: Arda Yıldıran

Sound: Seçkin Küten 

Editing: Semih Yıldız

Music: Serdar Keskin

Film Poster: Aysu Yumuşak 

YOUR SUPPORT

Your support will help us finance our production and post-production expenses and will help the untold and unheard stories of some people living and resisting in this land. It is not only Ulaş’s story, it is also the story of hope. We hope to keep our hopes alive with your support, let’s hope for the better together…. 

 

 

 

Ekip

Şehirler

Henüz güncelleme yapılmadı.
Projeyi takip edersen güncellemeleri görebilirsin.
Henüz yorum yapılmadı.
Projenin ilk yorumunu yapmaya ne dersin?
Henüz destek yapılmadı.
Projenin ilk destekçisi olmaya ne dersin?
3.600 TL TOPLANDI
Hedef 20.000 TL
%18
16 DESTEKÇİ
22 GÜN KALDI
Fonun elde edilebilmesi için proje hedefine ulaşmış olmalıdır.
Proje Sahibi
Sertaç Yıldız
İstanbul, Türkiye
ÖDÜLLER
Proje takımı henüz ödül eklemedi.